dikiş makinesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dikiş makinesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nis 2014

Overlok Makinesi Ayağıma Geldi..





Uzun zamandır almayı istediğim ama acaba gerçekten ihtiyacım var mı diye tereddütte kaldığım  overlok makinası işini tatlıya bağladık..
sonunda derin araştırmalar sonucu  yeni sevgilim geldi..


 
Yuki 760 .
 
Yeni bir modelmiş. İnternette kullanıcı yorumuna rastamadım..
overlok makinesi olan iki arkadaşımın yorumlarına bakılırsa gayet iyi , güçlü bir makine.
Siz ne özelliğine bakıyorsunuz bilmiyorum. Benim için dikiş makinesinden hızlı oluşu ve yaptığı işin temiz olması yeterliydi..
Merak ettiğiniz her şeyi sorabilirsiniz.Daha çok kullanıp daha iyi öğreniyorum..
 
 
Sevgiler..

15 Ara 2011

Başlıksız

Janome JR 1012 - Dikiş-Nakış Makinesi

Dikiş makinasını çok detaylı kullanamıyorum henüz. En azından düz dikiş dikiyorum ve ortaya çıkanları giyebiliyorum ki benim ölçütüm dıları giyilebilitesinin olması...
Janome jr 1012 model dikiş makinemden çok memnunum ancak annemin singeriyle beraber gelen ayaklar benimkinde yoktu.. Mesela kıvırma ayağı..
Belki de  yarı yarıya iş gücü ve zaman tasarrufu sağlayacaktım bu aparat ile ..
En sonunda dün çift iğne ararken (o da başka macera) bu siteyi keşfettim. Yeni yıla kadar da kargo bedavaymış. Fiyatlar konusunda başka yerlere bakmadığım için bir fikrim yok. Ama  zaten 4 tl lik bir ayak için kargo ücreti ödemek işime gelmezdi. Ben de  en süperinden ne var ne yok sipariş verdim fırsattan istifade..Aslında biraz daha işi ilerletsem iplari de toptan almaya kalkıcam ama o kada rbobini koyacak yerim de yok, o kadar dikiş dikecek vaktimin de kalacağını sanmıyorum yakında..
Doğum için son haftalarım ne de olsa....

Çift iğne olayına gelince, bir süredir dikişlerin güzel olması için iki kat dikiyorum ama aslında bu işin çatal uçlu gibi olan bir çift iğne ile yapıldığını biliyorum. Yan yana iki sıra dikmek çok zor geliyor. En ufak bir hatada hem çok çirkin görünüyor, içime sinmiyor, hem de olmayınca iki üç kere söüp tekrar dikmek zorunda kalıyorum hevesim kaçıyor.. Bulamadım hiç bir yerde.. Bulan bir zahmet haber versin..

Sevgiler...

10 Oca 2011

dikiş makinem


Sabahtan akşama kadar o kadar çok vaktim var ki neye saracağımı şaşırdım, sonunda bir de dikiş makinesi aldım...
Şaka tabi ki.. Gün 24 değil 48 saat olmalıydı bence.. Ya da daha az uykuyla idare edebilmeliydim.. Bebeğim olmasaydı çok daha kolay olurdu belki ama  halimden memnunum. Yalnızca yapmak istediklerim yavaş yavaş oluyor o kadar..


 30 Aralık günü annemlerden hemen önce gelen sevgili dikiş makinemi kutusundan bile çıkarmadan bir süre bekletmiştim. Normal zamanlarda başkasına verilen hediyenin paketini bile ben açmak isteyecek kadar aceleci ve heyecanlıyımdır ama o gün annemlerin geliyor oluşu sanırım dikkatimi dağıttı.. Sonra da zaten yılbaşı, anne-baba ile hasret giderme, bebeğin cicilerini didikleme gibi daha önemli şeyler vardı..

Geçen salı günü sabah kahveye Feray'a gittim.. Sonra alt komşumun annesi memleketten, kızı da şehir dışındaki üniversiteden eve gelmişti, hoşgeldiler diye çaya davet etmeye karar verdim..Ben toparlanırken bir de baktım,   apartman boşluğunda tanıdık bir ses.. Meğer bizim sağlık ocağındaki hemşire hanım, kaydınızı yaptınız mı diye sormaya gelmiş, bütün apartmanı geziyormuş.. Bana da uğradı..Üşümüşsün, gel bir kahve iç demeye kalmadan, alt komşun çağırdı dedi.. olsun, o da bana gelecek, toplanın gelin dedim..

Küçük yerlerde yaşamanın en güzel tarafı bu işte.. Herkesin hemşiresi.. Ama beni  ve bebeğimi adıyla tanıyor.. Ya da ip almaya gittiğim tuhafiyedeki kadın.. Sizin evin oralarda oturuyorum, akşama kahveye de gelin diye davet edebiliyor.. Tabi ki herkesle , her şekilde değil..Ama bilmek güzel...

Evde hazırlayacak bir şey  yoktu, kızımın pek rahat verecek hali yoktu, benim de zaten zamanım yoktu.. Feray her zamanki gibi yetişti, mayalı poğaça yapmış.. (Benim mayalı poğaçalarım neden tutmuyor, bu da ayrı bir yazı konusu olacak, hatırlatın lütfen!)
Ben de kek, salçalı cevizli, her ne deniyorsa ondan, bir de havuç salatası yaptım.. Sunumum güzel olmuştu.. Gerçi ben havuçluyu ikram etmeyi unuttum laf yetiştiricem derken ama Feray'ın kocası ve benim kocacım şık servisten nasiplendiler :)



Bütün bu anlattıklarımın dikiş makinesiyle ne alakası var  derseniz,onu da anlatırım:
Akşam  saat 9 civarı, kocalarımız henüz eve gelmemişken,  Feray'la konuşurken "etek dikmek istiyorum kızıma, şööyle kloş olanından" dedi..
Bizim aklımız biraz gelmeli gitmeli sanırım.. Ben mutfaktan koşarak oturma odasına  yol alırken, Feray evden kumaşı getirmişti bile.... Anneden alınan ufak bir püf noktası ile eteği kestik, biçtik.. Dikiş makinesini de bu arada açmak ve denemek lazım derken, onun kurulumunu da yaptık, denemesini de...
Feray "geç oldu ben gideyim" dediğinde ,sabaha beraber dikeriz eteği demiştim ama sonra yerimde duramadım ve dikiverdim. Dikiş makinesinin ilk icraatının güzel olmasına sevindim..

Kızımı uyuttum, eşim geldiğinde yemek için bir şeyler hazırladım, ortalığı toparladım, biraz eşimle oturdum falan derken, sonunda saat 00.30 olmuş  ama eteğin de tüm işi bitmişti.. Dikiş makinem diye söylemiyorum ama pek sessiz ayol..
Hadi bakalım..İlk dikişin Işıl'a gitmesinin uğur getireceğine inanıyorum. Bakalım devamı nasıl gelecek.. Listemde;
- bebeğime kolay giydirebileceğim bir bornoz tasarımım,
- kendime bir elbisem,
- kızıma bir tulum ve Işıl'a bir "prenses elbisesi" var..


Unutursam hatırlatın lütfen :)