30 Ara 2011

Mutlu Yıllar...


Mutlu Yıllar..


Yarın akşama kadar ne olur ne olmaz, hazırlıklar sırasında atlamayayım... Şimdiden herkese mutlu bir yeni yıl diliyorum....


Bu arada resimdeki arkadaşlar da kapımın önünde sergilenmekteler.. Geçen sene sınunda kapımda bekçilik eden cücelerden sonra bu yıl da bir bekçi şarttı...
Bu sene cücelerden  Noel Baba ya terfi ettik....

Kanımca güzel bir değişiklik oldu...
Yeni yılda yapılan tüm değişiklikler bunlar değil tabi ki..

Sıklıkla değiştirdiğim kapı süsüm de değişti ve hatta arkadaş, eş dost, elimden geldiğince diğer kapılar da elden geçti...



Alttaki küçük yılbaşı ağaçları , 5 çamlar oldu benim için.. Tam 5 adet çıktı bir kumaş parçasından.. Desenli olduğu için süslemek gerekmez nasılsa diker geçerim diyordum ama sonra süslemeden olmayacağına karar verdim..
Desenli kumaşı süslemek da zor elbet.. Hele ki benim gibi eldekileri değerlendirelim, yenisini almayalım cinsindenseniz!!







Bu yıldızın bir güzel versiyonu önce karşı komşumun kapısının süsledi.. Sonra apartman komşumuz çok beğendim seninkini çalıcam sanırım demiş.. Bana da yenisini yapmak düştü tabi ki..
Sanki aynı elden çıkmamış gibi ikincisi istediğim güzellikte olmadı..
Resimde daha bir yamuk görünüyor , o kadar yamuk değil aslında..

29 Ara 2011

Göbeğime Kot Şort


Hazır şort modası varken, ben de bu işe meraklanmışken , kocacığımın bir pantolonuna daha el koyayım, dönüştüreyim dedim. Ortaya bu sonuç çıktı..
Aslında her şey çok güzel başlamıştı.. Daraltma bile gerektirmedi. Benim kilo almamla alakası yok, pantolon küçük!!!

Yalnız ufak bir sorun oldu ve ben çok severek, isteyerek , özenerek diktiğim bu şortu  hiç giyemedim. Çünkü bacak bölümü malesef bana dar oldu.. .. son ayıma da girmişken dar olması aslında çok da şaşırtıcı değil..
Daha az kilo alan ya da hamileliğinin daha erken döneminde olan birilerine hediye edilebilir..
İsteyen var mı?

Mesaj atmanız yeterli..

32 kot bedeni idi yanlış hatırlamıyorsam. Ancak bel kısmındaki penye daha genişletiyor..

26 Ara 2011

İğne İplik Burada!

Burada  daha önce bahsettiğim İğneiplikburada adlı siteden alışverişimi tamamladım ve siparişlerim çok çabuk bir şekilde geldi. Hatta ncesinde doğru ürünü almam konusunda site ilgililerinden bir de telefon aldım.  Masurayı sanayi tipi almışım ve ayak bağlantısı almamıştım.. Doğrusu konusunda yönlendirdiler. Bu ilgi ve alaka karşısında çok memnun kaldığımı belirteyim istedim...

Sevgiler...

Pratik Bişi

video

Yeni yılda hazırladığınız hediyeleri paketlemek için güzel ve kolay bir yöntem..
Umarım işinize yarar...

17 Ara 2011

Bebeğe Hazırlık Bölüm III

Bebeğe hazılık serisine aklıma geldikçe kısa kısa devam ediyorum..

Hastaneden çıkarken bebeğime sarılık testi yaptılar ve yüksek çıktı, mama vericez dediler falan filan...
Bebeğe mama vermek çok moral bozucu bir şey.. Yetemiyorum, bakamıyorum duygusuna kapılıyor insan. Az önce 3 aylık bebeğine mama vermek zorunda kalan komşumla konuştuk. dişini yaptırdığı için sadece 8 saat emzirme demiş doktor ama morali çok bozuktu..  Bebeğin küçük/ büyük  olması ya da mama verme süresi farketmeden can sıkıyor ..
Aynı soru işareti : ya biberon alıp da meme istemezse!!??!!

ben gördüklerime dayanarak  şöyle bir çıkarımda bulunuyorum:
Anne göğsünden çok daha fazla ve kolay süt gelirken, bebeğe tek ve küçük delikli biberon ile mama verince zor çekiyor ve biberon ikinci planda kalıyor. Sonuçta en kısa yoldan karnını doyurmak zorunda bebek. Bir de sıcaklık anne kokusu falan işin içine girince bebek minicik  de olsa, o ayrımı farkedebiliyor...

Bu arada reklam olmasın ama avent kullandım. Çok memnunum, wee aldım acemilikle ilk önce.. tek delik ama kocaman delik. ayrıca hava yutuyor ve kendiliğinden dökülüyor.. en basiti, ne olacak ki diyip geçmemek lazımmış, öğrendim, geçti :)   Güneş'te biberon bağımlılığı problemi yaşamadık..

Bir de tam yeri gelmişken söylemeliyim ki, anne sütünün tek rakibi yine bir anne sütü olmalıdır..
Aklıma gelmemişti hastanede sütü bol olan birinden azıcık süt sağmasını istemek.. Sonuçta sağdıkça onun da sütü artacaktı.. aklıma gelse isterdim.Benden isteseler de veririm.. Allah razı olsun, eve  döndükten sonra 6 aylık bebeği olan  bir arkadaşım bana şişelerle anne sütü göndermişti.. Sağolsun İstanbul'un bir ucundan, dondurulmuş vaziyette geldi ve ben mama yerine önce onlardan vermiştim. 

Ceyda'mın büyük oğlu da güneşin isim abisi zaten.. İsmi o buldu biz koyduk, şimdi de benim bir kardeşim daha var diyormuş bahsi geçince..

İçindeki kimyasalı vermektense, koruyuculuğu kanıtlanmış anne sütü tercih ediyorum...
Umarım ikincisinde sorun yaşamam.. Ama  az önce konuşurken, komşuma da söyledim.. Sütüm gelmemiş olursa dayanırım kapına.. Bir süt anne daha edinelim..

Devamı gelir nasılsa...

Sevgiler...

15 Ara 2011

Başlıksız

Janome JR 1012 - Dikiş-Nakış Makinesi

Dikiş makinasını çok detaylı kullanamıyorum henüz. En azından düz dikiş dikiyorum ve ortaya çıkanları giyebiliyorum ki benim ölçütüm dıları giyilebilitesinin olması...
Janome jr 1012 model dikiş makinemden çok memnunum ancak annemin singeriyle beraber gelen ayaklar benimkinde yoktu.. Mesela kıvırma ayağı..
Belki de  yarı yarıya iş gücü ve zaman tasarrufu sağlayacaktım bu aparat ile ..
En sonunda dün çift iğne ararken (o da başka macera) bu siteyi keşfettim. Yeni yıla kadar da kargo bedavaymış. Fiyatlar konusunda başka yerlere bakmadığım için bir fikrim yok. Ama  zaten 4 tl lik bir ayak için kargo ücreti ödemek işime gelmezdi. Ben de  en süperinden ne var ne yok sipariş verdim fırsattan istifade..Aslında biraz daha işi ilerletsem iplari de toptan almaya kalkıcam ama o kada rbobini koyacak yerim de yok, o kadar dikiş dikecek vaktimin de kalacağını sanmıyorum yakında..
Doğum için son haftalarım ne de olsa....

Çift iğne olayına gelince, bir süredir dikişlerin güzel olması için iki kat dikiyorum ama aslında bu işin çatal uçlu gibi olan bir çift iğne ile yapıldığını biliyorum. Yan yana iki sıra dikmek çok zor geliyor. En ufak bir hatada hem çok çirkin görünüyor, içime sinmiyor, hem de olmayınca iki üç kere söüp tekrar dikmek zorunda kalıyorum hevesim kaçıyor.. Bulamadım hiç bir yerde.. Bulan bir zahmet haber versin..

Sevgiler...

14 Ara 2011

Abajur Etek

Şort olan koca pantolonundan kalan paçalar kızıma etek olmak üzere yola çıktı. Aslında ben bu paçaları bayramdan önce kesmiştim.. Bayramda kızıma hediye gelen bir kadife eteği giydirdim ve ne kadar cici görünüyor derken fikrim geldi.
Bebek kıyafetleri çoğunlukla çok cici görünüyor olmasına rağmen çok süper zor olmuyorlar. Yalnız süslemesi ve dikişi gösteriyor. Hatayı  da affetmiyor ne yazık ki..
Ben de kalan paçaları , evdeki diğer etekten örnek  alarak şerit şerit kestim. Paçanın ucu zaten katlıydı ne ne tesatüf ki, tam kızımın beli genişliğindeydi.Yani kemer yapmaya bile gerek kalmadı. Sonra ilk şeriti kemere diktim. Biraz daha uzunca bir şeriti önce büzdürdüm, sonra ilk parçaya ekledim. Son olarak da daha da uzunca bir parçayı büzdürerek ekledim. Aslında beline lastik geçirecektim ama giydirmesi zor olduğundan fermuar daha kolay geldi.

Bu arada kadifenin, sülfile / overlok yapılmadan evi ne kadar batırabildiğini gözlerimle bir kez daha gördüm ve yine bu durumdan nefret ettim. Ben zigzag çektim aslında ama istediğim gibi olmadı. yine de ufak parçacıklar evin her yanına yayıldı.Resimlerde de göreceksiniz zaten..  Kadife de kalınca olduğu için katlayıp dikmek istemedim. Zaten yeterince abajura benziyor..

Dikişlerim çok güzel olmadı aslında ama siyah ve kadife olmasının avantajıyla çok çirkin görünmediler. Yine de nasıl süsleyeyi mdüye düşünürken, bu küçük ilçenin en süper tuhafiyesindeki kısıtlı imkanları kullanarak bu hale getirdim.
Aslında monta kullandığım zigzag su taşından kullanacaktım ama , istediğim renklerde kalmamış, olanlar da eski mal.. baya harap görünüyordu..

Her ponpon sırasında abajura benzedi bu diye diye diktim. Kızım ponponları çok seviyor. o yüzden giydirmesi kolay oldu, pek de sevimli durdu... Ama fotoğraf için uygun ışık, hareketsizlik mümkün olmadı..Önümüzdeki günlerde belki bir defile yapar bize?





13 Ara 2011

Göbeğime Şort

Geçen kıştan beri takip ettiğim, ancak bu kış göbeğimin büyümesiyle giyemediklerime daha çok özenmem sonucu olsa gerek, şort modası pek cazip gelmeye başladı...
Hamile kıyafetlerine bakıyorum;  benim tarzım değiller..  ayrıca çok pahalılar..
Daha tarz bir şeyler giymeyi seviyorum. Bu fotoda kalın siyah çorap giymişim heyecanla iş bitti diye. Ama aslında fuşya ya da fıstık yeşili kalın çorapla giymek daha eğlenceli. Hamileler renkli giymez diye kim demiş!!
(Bu arada Güneş'te tam 22 kilo almıştım. Yine de aynı şekilde giyiniyordum...Şimdi biraz daha az kilo aldım ama bu sefer de şişlik çok oluyor.. Yani görüntüde bir şey değişmemiş...)

Ben de kendimce  bir çözüm buldum. Evimizin büyük bedeni kocamın artık giymediği bir pantolonu bana şort oldu. Detaylı fotoğraf çekmeyi bir türlü hatırlayamıyorum. İşe bir heyecanla başlayınca malesef önemli noktaları atlamış oluyorum çoktan.
Daha önce de kocacığımın giymediği pantolonundan hamile pantolonu imal etmiş, hatta hazır aldığımı artık beğenmez olmuştum. Aynı mantıkla önce göbek kısmına penye geçirmekle işe başladım.

pantolonun önüne penyeyi eklemek için ağ kısmıından yukarı doğru 10-12 cm ölçtüm. en alt kısım buradan başlıyor. Yanlara  göre eşit yapmayı beceremediğim bir şekilde yukarı doğru kestim.
Nasıl oldu bilmiyorum ama eşit olmadı. sanırım cepler biraz işi bozdu.
Şort yapmak isteyenlere öncelikle şunu söyleyeyim: önce  paça boyunu kesin ondan sonra diğer değişiklikleri yapın. Penye normal siyah bir tshirt idi bir zamanlar.

Koca pantolonu olunca arkadan ve yandan daraltmak gerekti. Aslında en başından biraz kumaş alıp dikseydim daha kolay olurdu belki de ama evdekileri bozmayı seviyorum.kemeri de söktüm bu arada.. .
Penyeyi diktim . Paça boyunu ayarladım.
Kadife kumaş evin her yanına minik tüycükler bıraktı. Bir daha kadife mi ?! Aman eksik olsun.. sülfile yapmayı sevmeyen biri olarak beni çileden çıkardı..

11 Ara 2011

Mont Dikimi

Artık ufak tefek şeyler yapmak yerine daha ciddi işlere imza atmam gerektiğini düşündüğümden,  denemelere başladım. Tabi ki benim her zaman yaptığım gibi atmasyon oldu ama bence fena da durmadılar. En azından birilerinin işine yarayacak kıyafetler çıktı ....

Uzun süre önce Derya Baykal'ın programında görmüştüm, kumaşı ikiye katlayıp kesip bebek hırkası yapmışlardı. Ben de hırka oluyorsa mont neden olmasın dur bakalım diyerek yola çıktım.


Yalnız  aşka gelip dikmek isteyenlere baştan söyleyeyim :  çocuğun sweatshirt ünden kalıp çıkarıp işe başlarsanız , yolda kalırsınız . daha kalınca, büyükçe bir ölçü almak lazım. Benim için yalnız boyu uygun oldu ilk diktiğimin. Göbüşü kapanmadı:)

Dışı deneme olduğu için leke tutmaz diye aldığım ancak ütü tutmayan , su geçirmeyen masa örtüsünü kestim..
içine de kullanmadığım, artık da kullanmayı düşünmediğim havluyu kestim.

Kendi kendime de yumuşacık sıcacık olacak ne güzel diye gaz vermiştim ama  Güneş'im  ölçü aldırmaya karşı bir çocuk olduğu için  küçük kaldı..
Dikiş  işi acemi işi olduğu için pek güzel olmadı.  Ama atmaya da kıyamadım. Birinin işine yarar bari diyip ben de süslemeye kara verdim.
Dikişi çok kolay oldu ama iki katı iç içe yerleştirmek, kolları yakayı uygun ölçüde kesmek çok zor oldu. Bir de ölçü için alabileceğim bir kalıp olmayınca göz kararı artık ne çıkarsa bahtıma diyip vurdum makası..

Bilgisayarda birşeyler çizmeyeli uzun zaman olmuş, bu çizimle idare edersiniz. Merak edilenlere seve seve cevap veririm.
Bir de manken üzerinde gösterebilseydim çok güzel olacaktı ama ne mümkün...




7 Ara 2011

Bebeğim Gelirken Bölüm II

Bebeğim gelirken yazı dizisi ne kadar sürer bilmiyorum. Kafamda tasarlarken bir sürü şey  aklıma gelmesine rağmen yazmak için pc başına oturunca hepsi uçup gidiyor. Yeterince konsantre olamıyorum sanırım. Bir de minik göbeğim bugünlerde benden bağımsız hareket ediyor .. Ben oturuyorum ama o sanırın zıplıyor içerde..
neyse..
İlkinde el yordamıyla öğrendiğim bilgileri , püf noktalarını düşününce belki birilerinin işine yarar diyerek bu seriye devam ediyorum.

Emzirmek çok önemli.. Her anne emzirmek istiyor. .Ama çeşitli sebeplerden sütünüz gelmeyebiliyor, az gelebiliyor bebek emmek istemiyor olabilir..vss...

Öncelikle henüz anne adayı iken buna alıştırmak lazım kendini.. Emzirmek önemli ama olmazsa olmaz değil. Çünkü  emzirmek en önce annenin sakinliğiyle ilgili.. İç huzurunuz varsa gerisi kolay. (o dönem anlamıyorsunuz bunu söyleseler de )  Ama sütüm gelmiyor, çocuk aç diye düşündükçe, sütün gelesi varsa da gelmiyor... Varsın bir süre mamayla beslensin dediğiniz, rahatladığınız an, herşey düzeliyor.
ilk hafta çok kilo vermiş,üzerine sarılık olmuştu bebeğim.Sütün yetmiyor ,mama vereceksin dediler hastaneden. ( şimdiki aklım olsa 2 kaşık şekerli su verirdim)
biberon dendikçe olmaz diyorum ama bebeği de gördükçe içim acıyor. Sonra  en az doz olan 3 ölçek mama ile başladı macera.. Bilemeyince  (dr ne söylerse söylesin etraf çok karışınca ya da kendine güvenmeyince) emzirdikten hemen sonra da olsa dayıyorsun mamayı.. çocuk çatlamak üzere aslında ama güven de dip yapmış ya,  ver mamayı ver mamayı.. yazık...
ilk ay kontolünde bebeğimi ilk defa gören doktorumuz dedi ki, annenin kendine güveniyle alakalı sütün yetip yetmemesi. Böyle bir araştırma var;
Anneleri ikiye ayırmışlar. bir gruba sütün yetiyor çok süper , diğer gruba da yetmiyor sütün,  demişler. annelerde süt üretimi ikinci grupta düşerken ilk grupta artmış. ver gazı gitsin yani...

4 ay kadar günde 1 sefer, 3 ölçek yani 100cc mama vermeye devam ettim. aynı zamanda düşünüyorum da günde 100cc mama,  aç bebeği doyurmaz, ki bebeğim de istemiyordu zaten artık..
Benim 100 cc kendime güven eksiğim vardı sadece..
kendi annemin de "sütün yetmiyor mu acaba? acaba karnı mı aç?"  diye beni desteklemesi de (!) müthişti.
Bir bildiği var da söylüyor diye dinliyordum istemeden.. Oysa ilk bölümde anlattığım kendine güven problemiydi hepsi..

Neyse.. her yazıyı bu kadar didikleyerek yazarsam ansiklopedi olur..
Daha kısa bir versiyona geçeyim.Aklıma geldiği sırayla..kulak dolgunluğu olsa yeter bana . zamanı gelince hatırlayayım..

1.Mama verilen bir bebeğe mama vermediğinizde kaka yapmayabiliyor. Telaşlanmayın. çünkü anne sütünde mama içindeki kadar çok posa yok. Kabız oldu eyvah diye panik yapmanıza gerk yok.. Bir süre yapmayabiliyorlar..

2. Bebeğin gazını çıkarmak önemli.. Yokmuş ki demeyin birikiyor.. Ben geç öğrendim siz erken davranın :
Buradan videoyu izleyin lütfen. Boşuna da çocuğun sırtına pat pat vurmayın. Ciğerlerini dökmeyin.

3.  Bebeğin aşılarında çok ağlamayın. Kendinizi  harap etmeyin. Azıcık dirayetli olun. Onun canı, sizin içiniz kadar yanmıyor, emziriyorsun geçiyor, öpüyorsun geçiyor.. Olan size oluyor...

4.  Bebeğinizi ne kadar çok temiz havaya (soğuk bile olsa) alıştırırsanız o kadar dayanıklı oluyor.. kısa yürüyüşler hem size hem bebeğe süper iyi geliyor.. bebek arabalarının üzerine takılan yağmurluklar ,yağmur çamur ,rüzgar, soğuk..ne varsa engelliyor. aklınızda olsun..

5. Ben  mart başından beri kaloriferleri yanmayan bir evde 30 nisan2da doğum yaptım, 45-50nci günlerde de çocuğu o  soğuk evde yüzdürdüm. İnternetten  öğrendiğim yöntem çok süperdi. Hem bana hem bebeğe eğlence..artık kızım kendince güzel yüzüyor...banyo için çıldırıyor. (Suyu seven çocuk iyidir..)
Şimdi bulamadın videoyu ama bulunca eklerim.  Eliniz bebeğin ensesinde olacak şekilde çok da dolu olmayan küvete bebeği yatırıyorsunuz sırt üstü. İleri geri hareket ettiriyorsunuz yavaşça. Bebekler el ve ayaklarının sudaki hareketini anne karnındakine benzettiği için sakinleşiyor, mutlu oluyor...İsterseniz o arada bir de şampuanla banyoyu da aradan çıkarın. ama aslında  evire çevire çocuk yıkamaya gerek yok. Onun o ekşi kokusu bile missssss........bitlenecek hali yok ya..

5. Annedeki gazın bebeğe geçmesi mümkün değil. Ama annenin  bağırsak hareketler çok değişik oluyor. Doğumdan hemen sonra zorlamaya gerek yok. Kuru fasulye, nohut yiycem diye tutturmasanız da olur..

6. Biberonla mama veriyorsanız, en küçük tek delikli  biberonla verin ki, karnı doysun ama kolay çekemediği için severek içmesin. Kaşıkla bebek beslemek çok zor, yapabileni tebrik ve takdir ediyorum.

7. Emzik süper birşey. Kullanımındaki yanlışlıklarla  kötü bir şey de olabilir. Uyuma eğiliminde ama uyuyamayan bebeğe verdiğinizde sakinleşiyor, uyuyor.  Ama karnı aç, altı ıslak bir bebeğe verilmemeli..Özellikle sadece uyurken almaya alıştırırsanız ileride çok rahat edersiniz    (Şekil1.a  : Ben)

8. Yeni doğdklarında elleri  ayakları istemsizce hareket ediyor, kasları gelişiyor bebeğin. Bu hareketleri kendini korkutuyor ve uykudan korkarak uyanabiliyorlar. Özellikle ilk ay. Yarım kundak denilen şekilde, çok sıkı olmadan ellerini ayaklarını  rahat hareket edemeyecek şekilde örtüp yatırmak işe yarıyor. Kendi pırtından korkardı benim bebeğim..


Burda bahsi geçen konular ilk 4-5 hafta için özellikle önemli kanımca..  Sonradan öğrenince de iyi ama  baştan bilseydim daha kolay olurdu..

Şimdilik bu kadar..
Sevgiler...

5 Ara 2011

Bebeğim Gelirken.. Bölüm I



                Güneş'in doğumundan sonra yaşadıklarımı düşündüm geçen gün.. Nasıl da hızlı geçmiş zaman..

Uzun zamandır bebek beklerken, doğum ve sonrasında yaşadıklarımla ilgili bir liste yapmak vardı aklımda.. Bugün kısmetmiş..Ancak toparlayabilirim sanırım..

Bebeğim doğana kadar internetten bir sürü şey takip etmiştim. Bebeğimin anne  karnındaki durumuyla ilgili bazen endişelendim, bazen sevindim.

             Asıl listeyi oluşturmamı gerektiren de şu düşünce oldu:

Bebeğim doğmadan önce herşeyi okudum, biliyorum, diğerleri nasıl yapıyorsa ben de yaparım, yanımda da birileri olacak elbet.. diyordum..

Oysa başınıza gelene kadar neyin ne olduğunu bilmediğiniz gibi, öğrendiklerinizin bir kısmını da öğrenemediğiniz ortaya çıkıyor. Dışarıdan müdahaleler de cabası....

           Öncelikle Güneş'e hamileliğimde yaşadığım sıkıntılı bir dönem vardı.. Onu anlatmak istiyorum... "Bir rahatsızlık olabilir" ihtimali vardı. Tabi ki ben de her anne adayı gibi tedirgin oldum.Yalnız beni asıl rahatsız eden durum şu oldu: Annem dahil tüm büyüklerim  herşeyi internetten okuyup gereksiz endişelendiğimi, aşırı pimpirikli olduğumu söylediler..
Oysa ki yalnızca doktorumun endişelendirdiği kadar endişelenmiştim. Tabi ki çekmeyen bilmiyor , onlar kendi zamanında yaşadıklarını hatırlamadıkları için, sakinleştirmek yerine "pimpiriklisin, çok abartıyorsun, çok kurcalıyorsun da ondan" şeklinde daha da sinir bozuyorlar..

Sevgili anne adayları.. Öncelikli tavsiyem naçizane: sakinleşmeye ihtiyacınız olduğunu unutmayın, durum her ne kadar kötü olursa olsun, sizi sakinleştirecek birileri yoksa derdinizi anlatmayın. Öğrendim ki sakinleştirecek kişi annem değilmiş! ( O bana ne kadar paniksin dedikçe daha da kızıyordum, olumsuz etkileniyordum)

Bir diğer konu da doğumdan sonra..
Lohusa sendromu diye bir şey var.. Gerçekten etrafınızdakilerle ,yakınlarınızla bu konuyu konuşmalı, alttan alın demeyi bilmelisiniz..

Yemek yaparken neden o tencereyi kullandı diye bile kızabiliyor insan.. Ve böyle ufak tefek şeyler bile , bebeğinizi etkiliyor..
Düşünüyorum da ; doğumdan sonra en sakin zamanlarımı, yalnız , bebeğimle başbaşa kaldığımda geçirdim.. İlk 20 gün gaz sancısı çeken bebeğim,  gelen giden telaşı bitip de ben evde yalnız kaldığımda, nasıl da mışıl mışıl uyudu, sakinleşti...
Demek ki stres, anne sütüyle geçebilen zararlı bir şeymiş....

Ve bu uzun listenin bu günkü bölümünü kapatırken son olarak eklemek istediğim bir şey:
Büyükler artık her zaman doğruyu söyleyemiyor olabilirler...  Bilgileri eskimiş, körelmiş, unutulmuş olabilir. Hatırlamamaları normal..Yönlendirmelerinde kötü niyetli değiller elbet..

Ancak tek bir doğru var ki hiç şaşmıyor;  
Annelik iç güdüsü süper bir şey ve anne olduktan sonra süper güçleniyor.

Şöyle anlatayım: Doğumdan hemen sonra kendime güvenim hormonların etkisiyle dip yaptı.
Annem tecrübeli, bir şey diyorsa doğrudur dedim hep. Oysa 25 sene önceki tecrübe, içgüdü dürtmesi başkaydı, şimdi hissettikleri başka...Oysa kendime güvenseydim her şey çok daha kolay olacaktı benim için..

Acaba bebek aç mı dedim, yok canım şimdi mama verdin ya dedi.. Oysa bebek meme istiyordu.. Açlık değildi ki yalnızca .. Ya da acaba gazı mı var dediğimde kesin gazı vardı..
Acaba bir yeri mi ağrıyor dediğimde gerçekten ağrıyor olduğu ortaya çıkıyordu..  Odasında uyuyan bebeği hissederdim: 5 dk sonra uyanacak.. kesin uyanırdı...
Yani  biliyorum bu hormonlar çok kötü. ..dip oluyor bu güven..
Ama kimse de beni dürtmedi : Kendine güven, sadece iç sesini dinle, bebeğini yalnız sen anlayabilirsin, başkası senin kadar bilemez, hissedemez...


Sevgili anne adayları.. ben,  sizi ve kendimi dürtüyorum: 10 hafta sonra kendime güvenim tam olacak.. Bebeğimi en iyi ben anlayacağım.. Ben her şeyi iç güdülerimle, iç sesimin bana söyledikleriyle çözeceğim.

Şimdilik bu kadar..
Sevgiyle kalın..


30 Kas 2011

Çok çalışıyorum çoooooookk

Bir yandan göbek büyütürken bir yandan da dikiş dikmek zor oluyor. Ben dikiş makinesi başına geçtiğimde göbeğim de bir o yana bir bu yana oynayıp duruyor. Ancak bunu kardeşimde anlatmam pek mümkün değil sanırım..
Kızıma diktiğim polarları gördüğünde satın aldığı polara çok  sinirlendi ve sen bana  dikersin bundan , polara ben bundan sonra para vermem diye tutturdu..
Olmaz, yapamam, dikemem, ne kalıp var, ne kol kesmeyi, ne yaka kesmeyi bilirim ben derken,  Gelibolu dan 1 geceliğine gelmiş olmasına rağmen, gitti, polar aldı geldi ve dik diye burnumun  önüne attı...
Kardeş işte... Sen yaparsın aslan aplam gazına gelmiş gibi yapıp kıyamadım heyecanına, olmazsa yelek yaparız, olmadı kıza oyuncak yaparız diyip başladım kesmeye.. Kocacığımın bol bir sweatinden kalıp çıkardım yine göz kararı.. olurdu olmazdı derken o gece 7de başladığım(ız) dikiş macerası, saat 01.30 da bitti gibi oldu...
Başladığımız diyorum çünkü erkek kardeşim dikiş makinesinin ileri teknolojik bir alet olduğuna karar verdi. Onun tabiriyle bu aleti yapan silah da yapar.. Bu aleti kullanan, silah da kullanır dedim.. hak verdi.. Silah  örneği, işin ciddiyeti ve zorluğunu belirtmek için.. Aman yanlış anlaşılma olmasın...

Neyse.. Bitti gibi olan polar sweate ait hiç görüntü olmaması  , ertesi sabah  yaka yapamam, fermuar hiç takamam dememe rağmen, kardeşimin her dediğini bana yaptırmış olması sebebiyledir ki : giydi ve gitti....

Bu yazıdan çıkarılması gereken sonuçlar şunlar ;

Bir: Benim sevgili küçük kardeşim beni çok gaza getirir, ben de onu hiç kıramam, ona kıyamam... (Canıma okuyor bu arada ama olsun)

İki : Uğraştırıyor ama oluyor.. olmaz diye bişi yok.

Üç : Kardeşim iki hafta sonra yine geldi ve bu sefer aşağıdaki  krem rengi poları diktim. Bu sefer daha  güzel oldu.. Ama cebi yokmuş, bir dahakine cep istiyormuş...

Bu arada evimin dağınıklığına bakmayın lütfen. Evde bu kadar çok çocuk varken evin toplanması ve  o alışveriş torbalarının yerine yerleşmesi kolay olmuyor..

25 Kas 2011

Koca Kulaklı, Uzun Burunlu Fil

 Güneş'imin hayvanlarla arası iyi bu günlerde..
Aslan ne yapıyor, kedi nasıl ses çıkarıyor diye başlayan maceramız, "uzuuuuuuuuuuunn burunlu, kocaaaaaaaaaaa kulaklı  fffilll" tekerlemesiyle devam ediyor..  Kızım televizyonda her gördüğünde ekrana yapışıp öpmeye çalıştığı için , annesi de bir fil dikmek lazım dedi..
Bu yaz yıkanmaktan harap olan sevgili plaj havlum bu işe gönüllü oldu.. Havlunun krem rengi bölümlerini kulak içleri ve tabanlar için kullandım.
Bloglardan  birinde gördüğüm bir  kalıptı. Hangi arkadaşımdı hatırlayamadığım için çok özür diliyorum.. Ama ellerine sağlık, iyi ki paylaşmış..

Benim filim de çok şeker oldu.. Henüz göz ekleyemedim ama biraz da  koparıp yutar mı diye korktuğum için ağırdan alıyorum..

Ben de bendeki kalıbı ekliyorum..

Bu arada bir de penguenimiz var. Umarım yarın da sizi ziyarete onunla gelicem...

Sevgiler...




24 Kas 2011

24 Kasım

                Annem ve iki teyzem ve bir de yengem olmak üzere öğretmenlerin arasında büyümüş , hatta bir dönem öğretmenlik bile yapmış biri olarak bu günün anlam ve önemini atlamam mümkün olamazdı.

Tüm öğretmenlerimin gününü değil bir gün, her gün kutluyorum.
 Evden çıkarken dertlerini evde bırakan, ama okuldan çıkarken öğrencilerini  ve sıkıntılarını da evlerine taşıyan tüm düşünceli, verici, güzel insanların elleri bir gün değil, her gün öpülmeli....

Sevgi ve saygılarımla...

21 Kas 2011

Kızıma Pelerin

Kızıma pelerin istiyorum diye tutturdum geçenlerde.. Aslında göbeğim büyümeye çok erken başladığından kendime dikmek istiyordum ama boyutları sebebiyle cesaret edemiyordum. Kızım için başladım ve bitirdim. Hatta aynısından satışa bile çıkardım burada.. Mor polar ne bereketli çıktı anlatamam.. Kapüşonlu istemiştim dikebilirmiyim bilemeden. İçi  de astarlı olsun, güzel görünsün falan derken, mor divitin eşliğinde üşenmedim, kenarlara biye olarak divitin geçtim. Aslında biliyorsunuz poların kenarını bile çekmeye gerek yok.. atmıyor,esnemiyor.. Ama ben şu sıralar morlara takmışken kafayı, kızımı da süslemeyi seviyorken, üşenmedim..


Kendimi tebrik ediyor, en kısa zamanda daha yeni haberlerle karşınızda olacağımı bildiriyoyrum.

Bu arada pasaj hakkındaki yazım ve maille ulaşabildiğim kadarıyla pasajla ilgili sorunun daha sık tekrarlandığını öğrendim.
Son durum sevgili Sesiber'in şu yazısında çok güzel anlatıldı. Ben de pasajla ilgili tüm bilgilerimi iptal ettim.
Emeksensin de toparlanıyoruz..


Sevgiler..

17 Kas 2011

Son merakım



Uzunca bir süredir yazmadığımı biliyorum ama çalışmadım değil.. Çok çalıştım, dışardakini de büyüttüm, göbüşümdekini de..
Koskoca 6 ay geçti bile.. Şen yuvamıza tatlı bir kız daha geliyor. İnsan birini yapar da, ikinci kumayı da kendi eliyle yapar mı?!
 Bu arada hzla büyüyen Güneş'im her geçen gün babasına daha düşkün oluyor ve babası da önce onu soruyor..
Kız babası olmaktan son derece keyiflenen babaları görüyor ve daha iyi anlıyorum.
Ayrıca EVET KISKANIYORUM! :)

Annem de uzaktan kıskançlığımı görüp, böyle oluyormuş işte diyor..

Daha konuşacak anlatacak ne çok şey var aslında..
Zamanla anlatırım merak etmeyin.. Önce son heyecanım: Bebeğe elbise diktim... Aslında Güneş Hanım'a diye başlamıştım elbiseye. Artık yürüdüğüne göre elbise giyer diyordum ki, ebatları baya bir küçük oldu.. Çok da şirin durdu.. İçini özene bezene astarladım, kenarına kurdele, üzerine düğme derken şirin mi şirin bişi çıktı ortaya.. Güneş Hanım'a yaramayacak ama umarım isteyen biri olur.. Bu arada poların elime geçme hikayesi de aslında Güneş'e bir pelerin dikmek istememle başlamıştı.. Onun öncesinde de büyüyen göbeğime uygun bir bluzdu... Yani aslında bu çok eski bir hikaye..
(emeksensin de satışta elbise. Sipariş da alabilirim)

Şimdilik siz elbiseye bakadurun, ben de diğerlerini üşenmeden fotoğraflayıp , arayı çok uzatmadan paylaşırım...



Bu arada miniğimden haberler sunayım.. Bebek şekeri ve isim konusu en çok kafamı kurcalayan ve işin içinden çıkamadığım konular.. Umay Güneş yeterince zor bir isimmiş.. Anlam ve ses yönünden benzer isimler arıyorum ama bulamıyorum. Bu arada erkek olsaydı isim hazırdı: Ülgen Ateş.. Mitolojide umayın erkek kardeşi ülgen, ve ateş... Neyse.. Elbet isim bulunacak..

Peki ya yaratıcı bebek şekeri ?¿ Benim gibi sıklıkla "fikri gelen" bir annenin hazır alması ne kadar uygun! İçime sinmiyor hiç hazırlar.. ben yapmalıyım ama süper değişik olmalı... Dur bakalım..Az daha zaman var...

Bir de ben faktörü var.. Güneş'imle beraber ben 22 kilo almıştım. Kilolarımın tamamını verdikten sonra tekrar almak beni biraz korkutmuş olsa da şimdilik daha "dikkatli" gidiyor bu kilolar.. Eğer geçen ay aldığım 3 kiloyu birden saymazsak gayet denetimliyim. Şeker , çikolata yememi tetikleyen bir durum olmadığı müddetçe kontrollüyüm. Ama kahve, annem, kardeşim çikolata ve pastayı, sevgili kocacım iste cipsi tetikliyor...Sahalarda görmek istemediğimiz hareketler bunlar...
Bu postu bitirirken söylemeden geçemicem, bu bebek, Güneşten çok daha tombik yanaklı görünüyor ultrasonda... Bir de çook çok çok daha fazla hareketli o küçücük yerde . N'olur yaramazlık belirtisi olmasın bu hareketler.. Aksini söyleyen biri çıkar mı acaba? :)

16 Kas 2011

Pasaj ve güvenlik Sorunu..

Uzunca bir aradan sonra  bir sorun bildirmek için acil giriş ve çıkış yapıyorum. Zannetmeyin ki izlemiyorum..
Uzaktan izliyorum her birinizi..
Yakında da süperlerimde yeni yazılarla karşınızda olmayı umuyorum.
Gelelim bir sorun bildirimine.
Bugün pasaj daki  sayfama yeni ürünleri eklerken garip bir şey oldu ve bir baktım, karşımda bir başkasının hesap bilgileri. Bir başka kullanıcının sepetindeki ürünler, kullanıcı adı, mail adresi...
tüm bilgileri gözümüm önünde!

Hemen kullanıcıya mail attım ve durumdan haberdar ettim. Kendisinin banka ve kişisel bilgileri yoktu ama benim bilgilerim açık ve seçik bir şekilde pasajımda mevcut!!!

Yani aynı sorunun tekrarlanması durumunda, bir başkası benim pasaj sayfama girip, banka bilgilerimi, adresimi, telefonumu görebilir, dahası değiştirebilir
ürünlerime, kazandıklarıma el koyabilir ve hatta benim adıma yasal olmayan şeyler yapabilir!!

Pasaj ekibinden, iban ve tc kimlik no nun silinmesini , sadece gerekli durumlarda girilmesini istediğimi ilettim ancak, "anlık bir sorun" olduğunu belirtip özür dilediler.
İşin aslı daha yapıcı bir cevap beklerdim.
Bilgilerin eksik olması surumunda listeleme yapılamayacağını söylediler.
Yarından itibaren üyeliğimi bu sitede kapatacağım.
site ekibiyle yaptığüım yazışmaları yayınlarım. Ayrıca Diğer kullanıcıya attığım mail ve ekran görüntüsü de elimde mevcut.

Ben çok satış yapmadım ama ya yapsaydım?!
Ya benim bilgilerimle biri bankaya kredi başvurusu yapıyorsa?
Ya internetten harcama yapıyorsa?!!
Haydi çıkın için içinden...

Amacım siteyi kötülemek ya da karalamak değil kesinlikle.. Sitenin uzun siredir üyesiyim. Üstelik  el emeğinin satılması, sergilenmesi yönünde de çok çok önemli bir rol oynadığını , öncü olduğunu düşünüyor ve destekliyorum bunu. Ancak güvenlik sorunu olunca paylaşmak istedim...

Sevgilerle....









Pasaj Yönetimi


Merhaba,



Ürün satışınızın gerçekleşebilmesi için hesap bilgilerinizin sistemde kayıtlı olması gerekmektedir. Bu bilgileriniz olmadığı takdirde ne yazık ki ürün listeleme şansınız bulunmamaktadır. Ürün bedeli, sizin de bildiğiniz gibi belirtmiş olduğunuz hesaba onay işlemini izleyen ilk iş günü aktarılmaktadır.


Yaşatılan sıkıntıdan dolayı tekrar özür dileriz.






Saygılarımızla



Pasaj Ekibi mesajı yanıtla

Tarih: 16.11.2011 17:25

24 Ağu 2011

Bitmeyen Tatil ve güzel Haberler..



Uzuuunnnca bir ara vermiştim yazmaya.. Biraz zorunluluk biraz da zamansızlık diyelim... Aklımdasın sevgilim..(blogum..)
İlk İzmir gezimin teri henüz üzerimde yeni kurumuşken, yine ve erken bir  yolculuk daha göründü karada..  Temmuz başı itibariyle ana-kız yine İzmir'deydik.. Sevgilimi arkamda bırakıp gitmek içime sinmese de, kocacığım sağolsun "git de annem baksın biraz size.." dedi..
Çünkü artık daha büyük bir aile oluyoruz .. Minik bebeğimizin de bakıma ve Güneş'imden fırsat bulup biraz dinlenmeye ihtiyacı vardı...

Öyle uzun zaman oldu ki yazmayalı, Güneş'im 16 aylık, miniğim ise 15 haftalık oldu..
Gerçi ben bu sefer çok sıkı tuttum kendimi, kimselere söylemedim önceleri..
Küçük Güneş için "aa abla mı olacak." yorumu yapacaklara baştan söyleyeyim:
benim bir büyük bebeğim ve bir de küçük bebeğim olacak.. Bu konuda çok kararlıyım.. 2 yaşında bir bebeğe ablalık sorumluluğunu vermek pek de manasız geliyor..
Şimdilik kendimi bu gazla hazırlıyorum.. Tabi gün gelir devran döner mi bilemem...
Yine de ben unutursam siz hatırlatın olur mu?

Evimmmm..Güzel evimmm...
Canım dikiş makinemmmm.....
Cici blogummmmmmmmmmmm......
Öptüm hepinizi...

13 Tem 2011

Koşmayan Kızıma tulum

Yakında açıklayacağım çeşitli sebepler dolayısı ile bir süredir kapalıydık:) Daha doğrusu ne yorumları cevaplayabildim, ne de blogumu tazeleyebildim. Sadece uzaktan bakıyordum..  Havaların aniden aşırı ısınmasıyla bende de bir aygınlık bir baygınlık var ki.. Sormayın gitsin. kafamı oradan alıp öbür tarafa koymak istiyorum ama çocuk olunca tabi ki  ne mümkün! 
Yürümeyi "henüz" ve "hala" öğrenemediği için kızımla bu günlerde ayrıca bir sorun yaşıyoruz..  Zannederim ki büyük bir güven sorunu yaşıyor. Elini tuttuğumda koşmaya başlayan çocuk, elini bıraktığım anda emeklemeye geçiyor. Bu arada 14ncü ayda emekleyen bebek görmemiştim. Geçen aya kadar yürüdü yürüyecek diye gözünün içine bakıyorduk. Hevesli ve çok hareketliydi. Geçenlerde düştü ve bu korku hasıl oldu başımıza..
Nasıl yeneceğimi bilemiyorum ve malesef sıkıntı yaşıyorum. Çok şiddetli ya da sert düşmemesine rağmen gecele ve gündüz koynumda uyumak istedi. kızdığı zaman vurmaya ,elindekini atmaya başladı. Hatta yatapına uyusun diye bıraktığımda (ki normalde yatağınabırakırdım uyurdu) kafasını duvara vurmaya başladı.  Ne yapacağımı şimdilik bilemiyorum. İnternetten doktorlara sorulan benzer şikayetleri okuduğumda  yürüme dışındaki huysuzluklaırn normal ve dönemsel olduğunu gördüm ama için yine de rahat değil.
Ay çocuk üstümden inmiyor!!  Bensiz oturmuyor , yürümüyor...durmuyor hiç..
Babayla arası çok çok iyi.. çok güzel anlaşıp oynuyorlar, gülüyorlar beraber.. Karşılıklı şakalaşıyorlar....
Cilveli böcek!!

Neyse.. Bu kadar dert yandım yeter..
Kızım koştura  koştura dedesiyle bakkala giderken diye tulum dikmeye karar vermiştim. Evde hiç giyilmemiş tulumların içine girememesi de tabi bu durumda etkili oldu..
Bende olmayan bir tulumdan kalıp çıkarıp diktim.  Sırt kısmını astarlı yaptım. kendi kendime de aferim dedim bu sefer. Yalnız kalıp olarak aldığım tulumun paçalarında lastik vardı ama ben lastikli yapmak istemedim. Kalıp çıkarırken de bu yüzden biraz "basenli" yapmışım.. Diktikten sonra daha çok farkettim.. neyse.. yakında bu da olmayacak zaten.. Diğerini daha geniş dikerim...



6 Tem 2011

Analı Kızlı..


Bu sene fırfırlar moda olmuşken ben de bir şeyler yapmasam olmazdı.. Bir de kızımla bir örnek giyinmek istiyordum.. Annem anlatır, ben küçükken, o da pek bir ufak tefekmiş, aynı kıyafetin küçüğünü bana, garson boyunu kendine alır, takım takım giydirirmiş ikimizi:)

Ben de özendim işte.. Ve görmüş olduğunuz iki değişik ebatta erkek atletini kendimize göre dizayn ettim..  Giyip dışarıda hava bile attık.. Çok beğenildi.. Benim yaptığımı öğrenenler daha çok şaşırdı hazır gibi duruyormuş... Çok memnun oldum tabi ki her yoruma..

Ütüsüne ve ipliklerine bakmayın lütfen.. nereden çıkıp duruyor o ipler bilmiyorum ama 40 derece sıcakta,  iyi ütü yapılmıyormuş, insana baygınlık geliyormuş.benden söylemesi :)

4 Tem 2011

Bu sevimli  denizci kumaş parçası ne işe yarıyor dersiniz? Tabi ki  Banuş'un Güneş için yaratıcılığı konuşmuş yine..


 Çok cici bir elbise tunik.. Banuş yapar da güzel olmaz mı..Denizci olacak benim torunum dediği için, uzun süre bu kumaşı aramıştı..
Aslında bu pantolon tunik takım olacakmış.kalıplı çalışmış annem.. Ancak şimdilik pantolonu büyük geldiğinden dolapta bekliyor. Üstü de elbise olarak daha şeker duruyor. Üstelik çok da kullanışlı. Giydirmesi çok kolay..  Önden arkaya doğru tutup, kruvaze gelen yanları  omuzdan çıtla birleştiriyorsunuz. Ben dekoratif durması için düğmeleri kaplayıp omuzlarına diktim ve çok şeker görünüyorlar.


Banuş yapar da Güneşin annesi durur mu? Elbette ki hayır.. ben de kızıma bir tulum diktim. Hemen yarın ekliyorum. Görsün biraz da o çatlasın  :))))

Bu arada aynısından bir tane de ben diyekim dedim. onu da paylaşırım.