kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şub 2012

Kelebek Pasta

Havanın kapalı ve çok soğuk olduğu bir günde değişik bir şey yapmalıyım diyerek girdim mutfağa.. Uzun süredir bir pasta planım vardı ama değişik şekilli, çok renkli ve eğlenceli olmalıydı...
Güneş'im mikser, robot, elektrik süpürgesi gibi ev aletlerinin sesinden hala korktuğu için evde yalnız olduğumuzda çalıştıramıyorum..dolayısı ile kek pişirmek de uzun bür süredir bana eziyet oluyordu..


Ben de hazır pasta taban ile bu pastayı yaptım.. Krem şantiyi sütle karıştırıp, mikser eşliğinde karşı komşuma misafirliğe gönderdim. elimin ayarı tutmamış olacak ki, kıvamı tahminimden cıvık oldu kremanın renklendirince... Bu yüzden süslemeleri istediğim gibi olmadı.. Bonibonlar yetişti imdadıma..

Eldeki malzemelerle kızları sevindirdik, baktık, eğlendik, zaten hafif olmuştu, hemen yedik bitirdik..

Pastabanı yandaki gibi  kesip, sırt sırta koyun, kelebek olsun...

Süslemesi size kalmış...


Sevgiler...

26 Şub 2011

Lezzet Kubbesi

Daha önce teyzemin blogundan bahsetmiştim.. Görmeyeniniz var mı? Aaa.. çok ayıp.. Her ne kadar kendisi gezmekten pek yazı yayınlayamasa da, pratik tarifleri inanılmaz güzel olur.. Ara sıra lezzet kaçamaklarıyapmak için mutlaka uğrayın derim.
Bloguna yazdığında koştum, tarifi çaldım hemen ve denedim..
Olay budur!

15 Dakikada size pastane kıvamında bir lezzet. Üstelik süslemesi de kolay..

1 adet pasta tabanı
1paket cremolé
1 paket kremşanti
1paket çikolato sosu
YAPILIŞ:pastaban iki parça zaten. su bardağı ile yuvarlak kesiyorsunuz.14 ile 16 adet çıkıyor. Üzerlerini sütle ıslatın cremolé ile kremşantiyi 2,5 su bardağı sütle çırpın. İyice sertleşecek. Keklerin üzerine bombeli şekilde koyun. Kalan kırıntı kekleri ufalayıp kremanın üzerine dökün.  En üstüne de çikolata sosunu soğuduğunda dökün..

10 Oca 2011

dikiş makinem


Sabahtan akşama kadar o kadar çok vaktim var ki neye saracağımı şaşırdım, sonunda bir de dikiş makinesi aldım...
Şaka tabi ki.. Gün 24 değil 48 saat olmalıydı bence.. Ya da daha az uykuyla idare edebilmeliydim.. Bebeğim olmasaydı çok daha kolay olurdu belki ama  halimden memnunum. Yalnızca yapmak istediklerim yavaş yavaş oluyor o kadar..


 30 Aralık günü annemlerden hemen önce gelen sevgili dikiş makinemi kutusundan bile çıkarmadan bir süre bekletmiştim. Normal zamanlarda başkasına verilen hediyenin paketini bile ben açmak isteyecek kadar aceleci ve heyecanlıyımdır ama o gün annemlerin geliyor oluşu sanırım dikkatimi dağıttı.. Sonra da zaten yılbaşı, anne-baba ile hasret giderme, bebeğin cicilerini didikleme gibi daha önemli şeyler vardı..

Geçen salı günü sabah kahveye Feray'a gittim.. Sonra alt komşumun annesi memleketten, kızı da şehir dışındaki üniversiteden eve gelmişti, hoşgeldiler diye çaya davet etmeye karar verdim..Ben toparlanırken bir de baktım,   apartman boşluğunda tanıdık bir ses.. Meğer bizim sağlık ocağındaki hemşire hanım, kaydınızı yaptınız mı diye sormaya gelmiş, bütün apartmanı geziyormuş.. Bana da uğradı..Üşümüşsün, gel bir kahve iç demeye kalmadan, alt komşun çağırdı dedi.. olsun, o da bana gelecek, toplanın gelin dedim..

Küçük yerlerde yaşamanın en güzel tarafı bu işte.. Herkesin hemşiresi.. Ama beni  ve bebeğimi adıyla tanıyor.. Ya da ip almaya gittiğim tuhafiyedeki kadın.. Sizin evin oralarda oturuyorum, akşama kahveye de gelin diye davet edebiliyor.. Tabi ki herkesle , her şekilde değil..Ama bilmek güzel...

Evde hazırlayacak bir şey  yoktu, kızımın pek rahat verecek hali yoktu, benim de zaten zamanım yoktu.. Feray her zamanki gibi yetişti, mayalı poğaça yapmış.. (Benim mayalı poğaçalarım neden tutmuyor, bu da ayrı bir yazı konusu olacak, hatırlatın lütfen!)
Ben de kek, salçalı cevizli, her ne deniyorsa ondan, bir de havuç salatası yaptım.. Sunumum güzel olmuştu.. Gerçi ben havuçluyu ikram etmeyi unuttum laf yetiştiricem derken ama Feray'ın kocası ve benim kocacım şık servisten nasiplendiler :)



Bütün bu anlattıklarımın dikiş makinesiyle ne alakası var  derseniz,onu da anlatırım:
Akşam  saat 9 civarı, kocalarımız henüz eve gelmemişken,  Feray'la konuşurken "etek dikmek istiyorum kızıma, şööyle kloş olanından" dedi..
Bizim aklımız biraz gelmeli gitmeli sanırım.. Ben mutfaktan koşarak oturma odasına  yol alırken, Feray evden kumaşı getirmişti bile.... Anneden alınan ufak bir püf noktası ile eteği kestik, biçtik.. Dikiş makinesini de bu arada açmak ve denemek lazım derken, onun kurulumunu da yaptık, denemesini de...
Feray "geç oldu ben gideyim" dediğinde ,sabaha beraber dikeriz eteği demiştim ama sonra yerimde duramadım ve dikiverdim. Dikiş makinesinin ilk icraatının güzel olmasına sevindim..

Kızımı uyuttum, eşim geldiğinde yemek için bir şeyler hazırladım, ortalığı toparladım, biraz eşimle oturdum falan derken, sonunda saat 00.30 olmuş  ama eteğin de tüm işi bitmişti.. Dikiş makinem diye söylemiyorum ama pek sessiz ayol..
Hadi bakalım..İlk dikişin Işıl'a gitmesinin uğur getireceğine inanıyorum. Bakalım devamı nasıl gelecek.. Listemde;
- bebeğime kolay giydirebileceğim bir bornoz tasarımım,
- kendime bir elbisem,
- kızıma bir tulum ve Işıl'a bir "prenses elbisesi" var..


Unutursam hatırlatın lütfen :)